E-Devlet, dün iki kuşağa kadar uzanan, geçmişimizi görmemizi sağlayan soyağacı uygulamasını getirdi. Beklenenden daha büyük bir ilgiyle karşılanan bu uygulama, platforma erişimi zorlaştırdı. Peki vatandaşlarımız, neden bu hizmete bu kadar yoğun bir ilgi gösterdiler?

E-Devlet’in Soyağacı Uygulaması Hakkında

 
Kamuya bağlı hemen hemen her işlemi ve yurttaşlığımıza konusunda temel hizmetleri kolayca aldığımız E-Devlet, devrim niteliğinde bir özellikle akılalmaz bir alaka topladı. Normal koşullarda ikametgah, öğrenci vesikası, vergi işlemleri, ticari sicil kaydı gibi temel kamu hizmetleri için kullanılan platformun alt yapısı, yeni hizmet devreye girince dayanamadı. 
 
İnsanların yoğun alakasıyla karşılaşan E-Devlet’e giriş yapmak ve standart işlemleri gerçilave ediştirmek dahi akılalmaz şekilde zorlaştı. Herkes bir sebeple kendi sayfasına girip, “Alt-üst soy bilgisi sorgulama” sayfasına erişmeye çalışırken, E-Devlet yetkilileri bu hizmeti ertelediler. 
 
 
Soyal medyada ve popüler sözlük sitelerinde bu hizmetle alakalı sayısız iletiler bulunmaya başladı. Ancak bu başlıklar altında biriken iletilerin çoğu hiç suçsuz değil. Birbirlerini kökenleri dolayısıyla "çomar" diye nitelendiren mi ararsınız, ailesinin Avrupa'dan geldiğini öğrenince fazlasıyla övünüp küçük gören mi? Hepsi var. Büyük bölümü işin şakaya vurulduğu iletiler olması da aslında hoş değil. Bir takım iletiler fazlasıyla kutuplaştırıcı. Okurken bunlara gülebiliriz, ancak bir trajediye gülerken içinde bulunduğumuz vaziyeti ne vakit fark edeceğiz?
 
Gene de bu hizmetin neden popüler olduğu ile ilgili güzel fikirler de belirtilmiyor değil. Birazdan değineceğim o fikirlerin çoğunda, üzülerek söylüyorum ki mahzurlu bölümleri kırparak yazıda yer vermeye çalıştım.
 
Çoğu kişi, insanların kökenlerinin ekseriyetle iyi bir yere dayanması beklentisiyle, popülerliği psikolojik faktörlere bağlıyorlar. Yurttaşlar bir şekilde 1800’lü senelerin başlarına kadar aile bağlarını ve akrabalarını görüntülüyorlar. Diğer taraftan popülerliğin nedeninin kültürel faktörlere bağlı olduğu da tartışılıyor. Kimin kimle akraba olduğu ve kimle daha yakın olduğunun bilinmesi bir şekilde insanların içini deşarj oluyor. 
 
Elbette insanların kendi geçmişleriyle gurur duymak istemesi ve duyması oldukça normal. Ancak ülkemizde uzun yıllardır süre gelen ve hiç bitmeyen etnik köken tartışmaları, platformun bu hizmeti ile yanacağa benziyor. Hem de yanıyor.
 
 
Çoğu insan, Anadolu’ya ilk gelişimiz olarak kabul edilen 1071 seneninden itibaren bu topraklarda var olan etnik köken çeşitliliğini kabul etmek istemiyor. Osmanlı döneminde 3 kıtaya dağılan egemenlik hudutları içerisinde, 10’larca değişik etnik köken vardı. Politik tartışmalar ve siyasi gündemler sebebiyle, Osmanlı’nın geniş hudutlarından meydana gelen etnik köken çeşitliliği unutuldu. 
 
Türkiye Cumhuriyeti içerisinde Türklerin varlığı elbette ağırlıkta fakat Ermeni, Kürt, Rum gibi milliyetler ve dini olarak Musevi, Hıristiyan gibi gayrimüslimler; Alevi, Sünni gibi değişik İslami mezhepler de yaşıyor. İnsanların hangi kökene dayandığını merak etmesi, ailesindeki etnik veyahut mezhepsel çeşitliliği anlamak istemesinden daha natürel bir şey olamaz. Bu herkesin demokratik hakkıdır. 
 
Ancak popülerliğin nedenini toplumsal psikolojiye dayandırırken hassas noktalara da dikkat çekmek gerekiyor. Milyonlarca insanın yaşadığı Anadolu’da böyle güzel bir hizmetle geçmişimizin desturu sürme heyecanı yaşamak çok güzel. Peki neden hala geçmişimizi anlamaya çalışırken dahi bölünüyor, pek çok kapanması şart olan konuyu neden tekrar gündeme getiriyoruz?
 
 
Söz konusu “gereksiz” ve yersiz tartışmalar devam ettikçe, kimi kişiler beklediklerinin aksine farklı kökenden geldikleri ile ilgili fikir sahibi olunca, bunda rahatsız olacak ne var? Bizler insanız ve aynı toprakları paylaşan, ayrı refah düzeyinde yaşamayı hak eden insanlarız. Bu topraklarda zamanında özgürlük için dökülmüş olan sayısız insanın kanına saygımız varsa, tartışmaları da bir kenara bırakıp, geçmişi değil geleceği tartışmamız gerekiyor. 
 
Bilinçsizce, farklı etnik kökendeki ya da mezhepteki insanları suçlayan, yalnızca o kökenden geldikleri için dinlemeden etmeden, değişik gözlerle yargılayan anlayıştan çok çekmedik mi? Bu noktada birlik ve bütünlüğü bozan herkesi aynı keseye koymak gerekiyor. Şayet genetik ve kültürel kökenlerimiz ayrımcılık için kapı aralamayacaklarsa, aynı şekilde ayrımcılık müdafaa edicileri içinde de ayrım yapılmasın.